Analitik Rapor

Suriye'de Vergi Kaçakçılığı ve Vergi Politikaları.. Nedenleri ve Etkileri

Paylaş
okunma
Suriye'de Vergi Kaçakçılığı ve Vergi Politikaları.. Nedenleri ve Etkileri
Yazı boyutu

Giriş   

Suriye, Esed rejiminin devrilmesinden bu yana; kamu gelirlerindeki gerileme, süregelen mali açık, yüksek enflasyon oranları ile üretim, ticaret ve yatırım sektörlerindeki durgunluk ortamında büyük ekonomik zorluklarla karşı karşıyadır. Bu koşullar; ekonomik döngünün yeniden canlandırılması, vatandaşların yaşam standartlarının iyileştirilmesi ve devletin kamu harcamalarını finanse etme kapasitesinin güçlendirilmesi için etkin araçlara duyulan ihtiyacı belirginleştirmektedir.   

Vergiler, ekonomik büyümeyi teşvik etmedeki rollerinin yanı sıra; kamu gelirlerini temin etme, kaynakları yeniden dağıtma ve daha yüksek düzeyde sosyal adalet sağlama noktasında devletin sahip olduğu en temel araçlar arasında yer almaktadır. Aynı şekilde, yatırımı, üretimi ve ihracatı engelleyen bir yüke dönüşmeksizin; vergi tabanını genişletebilecek ve vergi kaçakçılığını sınırlandırabilecek adil ve etkin bir vergi politikasının inşa edilmesi ihtiyacı da ön plana çıkmaktadır.   

Birincisi: Suriye'de Vergi Kaçakçılığı ve Biçimleri   

Vergi kaçakçılığı, mükellefin ödemekle yükümlü olduğu vergiden tamamen veya kısmen kaçınmak için başvurduğu farklı yöntemleri kapsar ve Suriye'de başlıca iki biçimde tezahür eder:   

1. Vergi Hilesi (Yasa Dışı Vergi Kaçakçılığı): Vergi matrahını gizlemek veya değerini düşürmek amacıyla yasa dışı yolların kullanılmasıdır ve yürürlükteki mevzuatın açık bir ihlalini teşkil eder. Suriye'deki en belirgin görünümleri arasında; maliye dairelerine kayıt yaptırmadan faaliyette bulunmak, satışların veya kârın bir kısmını gizlemek, fatura düzenlememek veya faturalar üzerinde tahrifat yapmak, gerçeğe aykırı mali tablolar sunmak, bazı çalışanları bordrolarda göstermemek ve asıl ithalatçının kimliğini gizlemek amacıyla paravan ithalatçılar kullanmak yer almaktadır[1]. Vergi ve Harçlar Genel İdaresi bu uygulamaların tamamını veya büyük bir kısmını vergi kaçakçılığı fiili olarak değerlendirmiş, Maliye Bakanlığı da Temmuz 2026'da paravan ithalatçılar aracılığıyla yapılan kaçakçılıkla mücadeleye ilişkin özel bir karar yayımlamıştır.   

2. Vergiden Kaçınma: Kanun metnini açıkça ihlal etmeksizin, mevzuattaki boşluklar ve belirsizliklerden yararlanılarak verginin azaltılması veya ödenmesinden kaçınılmasıdır. Suriye örneğinde bu durum; muafiyetlerden veya daha düşük vergi dilimlerinden yararlanmak amacıyla faaliyetin birden fazla işletme veya şahıs arasında bölünmesi ya da faaliyet için daha az vergi yüküne tabi olan bir hukuki statünün seçilmesi şeklinde gerçekleşmektedir. Sınır ötesi şirketler de Suriye içinde daimi bir iş yeri oluşumunu engellemek veya kârın bir kısmını daha düşük vergili bir ülkeye aktarmak amacıyla transfer fiyatlandırmasını, sözleşme düzenlemelerini ve ikametgâh statülerini kullanabilmektedir.   

İkincisi: Özgürleşme Öncesi Suriye'de Vergi Politikaları   

Vergi politikasının belirlenmesi, vergilerin sosyal boyutları ve sonuçları olan mali ve ekonomik bir araç olduğu kabulünden hareket eder. Vergi mevzuatının oluşturulması ise devletin mali ve ekonomik politikalarından beslenen vergi politikasının bir yansıması niteliğindedir.   

Suriye'de vergi sistemi, bağımsızlık sonrasında başlayan ve gelir kaynakları ile tarh edilen vergi ve harçların belirlendiği 1949 tarihli ve 85 sayılı Kanun'un çıkarılmasıyla taçlanan birçok aşamadan geçmiştir. Ardından, kamu iktisadi teşebbüslerine ticari veya sınai tüzel kişilik kazandıran ve onları tıpkı özel sektör gibi devlete vergi ödemekle yükümlü kılan kurumlar gelir vergisi kanununu tadil eden 1967 tarihli ve 96 sayılı Devlet Temel Mali Kanunu yürürlüğe girmiştir [2] .   

1985-2000 döneminde bir dizi kararname çıkarılmıştır. Bunların en önemlileri; ülkeye dönmek ve Suriye içinde proje kurmak isteyen gurbetçi Suriyelilere çeşitli gümrük muafiyetleri tanıyan 1990 tarihli ve 19 sayılı Gurbetçiler Kanunu ile yatırımcılara 5 yıl süreyle vergi muafiyeti ve proje kuruluşunda gümrük vergilerinden tam muafiyet getiren 1991 tarihli ve 10 sayılı Yatırım Kanunu'dur. Bu kanun daha sonra 2000 yılında çıkarılan 7 sayılı Kanun ile tadil edilerek yatırım projelerine yönelik vergi muafiyetleri artırılmış ve anonim şirketlerin gelir vergisi oranı %32'den %25'e düşürülmüştür.   

Birbiri ardına çıkarılan mevzuatın amacı devletin mali ihtiyaçlarını karşılamak olsa da vergi sistemi, kamu harcamalarını finanse etmek için gerekli mali kaynakları sağlamakta yetersiz kalmıştır. Oysa vergi gelirleri devletin en önemli kaynağıdır; nitekim gelişmiş ülkelerde kamu harcamalarının %90'ı vergi gelirleriyle finanse edilirken, 2012 yılında Suriye'de vergi gelirlerinin toplam kamu gelirleri içindeki payı yalnızca %54 seviyesinde kalmıştır. Bir dizi gösterge ışığında, Esed rejiminin düşüşünden önceki vergi sistemi şu şekilde değerlendirilebilir:   

1. Vergi Tahsilatı: Vergi gelirlerinin gayrisafi yurt içi hasılaya (GSYİH) oranı olarak tanımlanır ve yetkili makamlar tarafından faaliyetler, harcamalar ve gelirler üzerinden zorunlu olarak tahsil edilen mali getirilerdir.   

• Suriye'de vergi oranlarının yüksekliğine rağmen vergi gelirleri düşüktür; özgürleşme öncesi dönemde vergi gelirlerinin GSYİH'ye oranı ortalama %10,16 civarında tahmin edilmektedir. Bu düşük oran, Esed rejiminin vergi muafiyetlerini kontrolsüz biçimde genişletme politikasının yanı sıra, parçalı vergi mevzuatına dayanılmasına ve dürüstlük ile uzmanlıktan yoksun bir vergi idaresine bağlanmaktadır.   

•  Maliye Bakanlığı, 2009 yılında vergi kaçakçılığının yaklaşık 200 milyar Suriye lirası (o dönem yaklaşık 4 milyar dolar) olduğunu tahmin ederken; diğer tahminler aynı yıl için vergi kaçakçılığı oranının %10 ila %15 arasında değiştiğine işaret etmiştir [3] .   

• Yurt dışından gelen yoğun sermaye akışı ve Körfez ülkeleri ile Irak'a yapılan ihracat artışı neticesinde Suriye ekonomisinin canlanma dönemi olan 2004'ten itibaren GSYİH büyüme oranı incelendiğinde; 2004-2010 döneminde ortalama GSYİH büyüme oranının %15 olduğu görülmektedir. Buna karşılık vergi yükündeki ortalama artış oranı %9'da kalmıştır. Bu durum, vergi gelirlerinin üretimdeki artışa ayak uyduramadığını göstermekte; özel sektöre tanınan vergi muafiyetleri, kayıt dışı ekonominin yaygınlaşması ve maliye dairelerinde kök salmış yolsuzlukla bağlantılı tahsilat mekanizmasındaki aksaklıklara işaret etmektedir[4].   

•  Devrim sürecinde vergi gelirlerinin GSYİH'ye oranı sert bir düşüş kaydederek 2011'deki %10 seviyesinden 2019'da %5'e gerilemiş, 2011-2024 döneminde ise ortalama %5,74 olarak gerçekleşmiştir. Bu gerileme; çok sayıda kamu ve özel sektör tesisinin üretim dışı kalması, ithalat hacminin düşmesi nedeniyle gümrük vergisi gelirlerinin azalması, komşu ülkelerle olan sınır kapılarının kontrolünün kaybedilmesi sonucu transit geçiş harçlarının yitirilmesi ve Esed rejimi hükümetinin krizi yönetmede sorumlu bir yaklaşım sergilememesi nedeniyle vatandaşlarda elektrik ve su gibi kamu hizmet faturaları dâhil vergi ve harçları ödeme konusunda genel bir isteksizliğin gelişmesiyle açıklanmaktadır.   

2.  Vergi Adaleti: Her bireyin ödeme gücüne göre vergi yükümlülüğünü üstlenmesi ve vergi yükünün adil bir şekilde dağıtılması anlamına gelir. Suriye vergi sistemi, bunu açıkça ortaya koyan unsurlar nedeniyle vergi adaletinden yoksun kalmıştır. Bu unsurlardan bazıları şunlardır:   

•  Gerçek usulde kazanç ve götürü usulde gelir vergisi mükelleflerine kıyasla, ücret ve maaş vergisine tabi mükellefler arasında vergi kaçakçılığı oranının son derece düşük olması.   

•  2006 tarihli ve 51 sayılı Kanun Hükmünde Kararname metninde vergi adaletsizliğini yansıtan hususların bulunması; nitekim 11. maddenin (d) bendi büyük mükelleflere elde ettikleri brüt kârdan şahsi giderlerini indirme hakkı tanırken, bu hakkı küçük mükelleflere tanımamıştır.   

• Mükellefin şahsi ve ailevi koşulları ile yükümlülüklerine bütüncül bir yaklaşım sergilenmemesi; zira söz konusu vergi sistemi, vergi adaletiyle bağdaşmayan sedüler (türsel) vergi sistemini benimsemiştir. Oysa emeğe dayalı gelir, sermayeye dayalı gelir ve her ikisinin bileşiminden doğan gelir arasında ayrım yapılması ve emeğe dayalı gelire uygulanan vergi oranlarının sermaye gelirine kıyasla daha düşük tutulması gerekirdi[5].   

• Vergilendirme süreçlerinin vergi adaletinin temel unsurlarından yoksun olması; itiraz merciinin maliye dairelerinden bağımsız olmaması, inceleme süreçlerinin başlatılması için kesin sürelerin belirlenmemiş olması ve vergi memurunun itiraza yanıt verme ve itiraz komisyonlarına sunma hususunda bir süreyle sınırlandırılmamış olması nedeniyle mükelleflerin itiraz hakları kısıtlanmıştır.   

• Dolaylı vergilerin toplam vergi gelirleri içindeki payının %53,35 olması; bu tür vergilerin yükünün, gelirine veya kişisel durumuna bakılmaksızın mal veya hizmeti satın alan tüketicinin üzerinde kalması.   

3. Kanunların Sadeliği: Suriyeliler, onlarca yıl boyunca 1949 tarihli kanuna ve 2003 tarihli Gelir Vergisi Kanunu'na dayanan karmaşık ve parçalı bir vergi sisteminin mağduru olmuşlardır. Bu sistem, başlıca şu nedenlerle aşırı karmaşıklık ve uyumsuzlukla nitelenmiştir:   

• Vergi sisteminde çok sık yasal düzenleme yapılması; belirli aralıklarla bir vergiyi değiştiren veya matrahını başkalaştıran kararnamelerin çıkarılması, özellikle gümrük vergileri alanında 2010-2024 döneminde 2011 tarihli 60 sayılı, 2018 tarihli 41 sayılı ve 2023 tarihli 30 sayılı KHK'lar gibi vergi dilimlerini ve oranlarını değiştiren çok sayıda düzenlemenin yürürlüğe konması, mükellefler nezdinde ciddi bir kafa karışıklığı yaratmıştır.   

• Vergi idaresinin yetersizliği ve bunun mükellef üzerinde baskı oluşturması; takdirdeki belirsizlik ve gerçek kârın tespiti için takdir ve tarh komisyonlarına dayanılması, sabit sayısal kurallar yerine çoğu zaman sübjektif değerlendirmelere ve keyfi yorumlara zemin hazırlamıştır.   

• Ek harç ve resimlerin çokluğu; temel vergilerin ulusal savunma payı, okul harçları ve belediye hissesi gibi diğer harçlarla iç içe geçmesi, toplam vergi yükünün hesaplanmasını dolaylı ve son derece karmaşık bir hale getirmiştir.   

4. Ekonomik Büyümeyi Desteklemeye Katkı: Vergi politikası ekonomik büyüme hedefine ulaşmak amacıyla tasarlanır; bu durum, vergi politikasının kayıtlı ekonominin büyümesi, ihracat ve yatırımların artması ile genel bütçe üzerindeki etkisinde kendini gösterir. Bu çerçevede şu hususlar öne çıkmaktadır:   

•  Kayıt Dışı Ekonominin Kayıtlı Ekonomiye Oranı: Vergi yükünün gelir düzeyine uygun olmaması, vergi kaçakçılığının yaygınlaşmasına katkıda bulunmuştur. Daha önce %50 civarında olan kayıt dışı ekonominin payı, 2011-2024 döneminde Suriye'deki toplam ekonomik faaliyetin %70'inden fazlasına ulaşmış; bu durum kayıt dışı sektörün vergi sistemine dâhil olmaması sebebiyle devlet hazinesini ağır kayıplara uğratmıştır[6].   

• Genel Bütçe Açığı: Suriye'deki genel bütçenin durumu açısından vergi kaçakçılığı, diğer kaynaklardaki azalmayla birlikte kamu hazinesinin mali kaynaklarındaki erimenin en önemli nedenidir. Bu durum ardışık hükümetleri bütçeyi finanse etmek için para basmaya (emisyona) yöneltmiş; 2013 yılında enflasyon oranının yaklaşık %89,62 gibi seviyelere tırmanmasına ve mali açığın aynı yıl 745 milyar Suriye lirasına yükselmesine yol açmıştır[7].   

• Yatırımların Artırılması: 1985-2000 dönemi, bir dizi kanun ve mevzuat aracılığıyla yatırımlara vergi muafiyetlerinin tanındığı bir dönem olmuştur; ancak vergi muafiyetlerinden beklenen hedeflere ulaşılamamıştır. Suriye'ye yabancı yatırım akışı sağlanamamış, aksine ekonomi durgunluğa girmiştir. Verginin kamu yatırımlarının büyümesi üzerindeki etkisi incelendiğinde; istatistiki veriler, 2007 yılına kıyasla vergi artış oranında %27,7'lik bir artış gerçekleşmesine rağmen, kamu yatırımları büyüme oranının -%11,2 ile negatif olduğunu göstermektedir. Bu da vergi gelirlerinin o yıl yatırımların finansmanında hiçbir etkisinin olmadığını ortaya koymaktadır [8] .   

• Yurt Dışı Havaleler: 2006 yılından itibaren ruhsatlandırılmasına izin verilen özel bankalar ve döviz büroları üzerindeki vergi oranları düşürülmüştür. Bu indirim; Western Union şirketleri ve lisanslı döviz büroları gibi yasal yollarla yapılan para transferi ve döviz sektörünün canlanmasına katkı sağlamış, böylece 2010 yılı resmi kanallar aracılığıyla gerçekleşen en yüksek dış kaynak girişine sahne olmuştur.   

Üçüncüsü: Suriye'de Vergi Kaçakçılığının Ekonomik ve Sosyal Nedenleri   

1.   Ekonomik Nedenler:   

•   Vergi Yükü ve Baskısının Yüksekliği: Yüksek vergi yükü, vergi kaçakçılığının temel nedenlerinden biridir; zira yüksek vergi oranları, şirketleri ve bireyleri vergiden kaçınma ve kaçırma yöntemleri geliştirmeye teşvik eder. Liberal iktisatçılar, vergi oranlarının düşürülmesinin vergiye gönüllü uyumu artırarak vergi gelirlerinin hacmini yükseltebileceği yönündeki argümanı hükümetleri ikna etmek için kullanmaktadır. Bununla birlikte uluslararası deneyimler, yüksek vergi oranları altında dahi vergi kaçakçılığının asgari düzeyde kalabildiğini, bazen de bunun tam tersinin geçerli olduğunu doğrulamaktadır. Vergi mükelleflerinin hükümetin meşruiyetine ve vergi gelirlerini nasıl harcadığına dair algısında somutlaşan siyasi yönetişim faktörü, vergi davranışını açıklamada temel bir ölçüttür. Suriye'deki vergi sorunu aynı zamanda nitelikleri ne olursa olsun tüm faaliyetlerin aynı kefeye konulmasından kaynaklanmaktadır; zira geliştirilmesi ve teşvik edilmesi gereken temel üretici faaliyetler ile yüksek vergilendirilmesi doğal olan lüks tüketim faaliyetlerine aynı vergi uygulanmakta, bu da sanayi üzerinde baskı oluşturmaktadır.   

• Gizli (Kayıt Dışı) Ekonominin Büyümesi: Ruhsatsız, gizli ve vergilendirilmemiş ticari faaliyetlerin yüksek oranda bulunması, gizli ekonomi ile kayıtlı ekonomi arasında haksız bir rekabet yaratmakta, bu da gizli ekonominin daha fazla kaynak çekmesini sağlamaktadır. Gizli ekonominin hızlı büyümesi, ekonomik istikrar politikalarının başarısız olmasına ve bu politikalara ilişkin göstergelerin çarpıtılmasına yol açmaktadır [9] .   

• Makroekonomik Dalgalanmalar ve Koşullar: Ülkenin ekonomik koşulları vergi kaçakçılığı olgusunda belirleyici bir rol oynamaktadır. Suriye ekonomisi uzun süreli daralma ve durgunluk dönemlerine maruz kalmış, bu da mükelleflerin üzerindeki yükü artıran yeni vergilerin konulmasına yol açmıştır. Zorlu genel ekonomik koşullar neticesinde mükelleflerin tahakkuk eden vergileri ödeme gücünün zayıflaması, onları vergiyi ödemekten kaçınma ve kaçırma yoluna sevk etmiştir [10] .      

2.   Sosyal Nedenler:   

• Vergi İdaresinin Yetersizliği: Bu durum, memurların inisiyatifine dayanan, anlaşılması güç ve muğlak kanunlarla somutlaşmakta ve mükellefi vergi ödemekten kaçınmaya itmektedir. Aynı şekilde, vergi kanunlarının ve değişikliklerinin çokluğu; uygulamada farklı yorumlara yol açması ve vergi ödemenin karmaşık bürokrasisinden kurtulmak için idari yolsuzluğun yayılmasına fırsat vermesi nedeniyle kanunları karmaşıklaştırmakta, mükellefler ve vergiyi tahsil etmekle görevli idare açısından uygulanmasını zorlaştırmaktadır [11] .   

•  Vergi Sisteminden Memnuniyetsizlik, Adaletsizlik ve Keyfi Takdir: Bu durum, vergi kaçıranlara cezaya tabi tutulmaksızın borçlarını ödeme fırsatı sunmak üzere periyodik olarak vergi affına başvurulmasında kendini göstermektedir. Bu yaklaşım, dürüst vergi mükelleflerinin şevkini kırmakta ve bireylerin affın tekrarlanabileceği inancı nedeniyle gelecekteki vergiye uyum davranışını zayıflatmaktadır.   

Dördüncüsü: Suriye'de Vergi Kaçakçılığının Sosyal ve Ekonomik Etkileri   

1. Vergi Kaçakçılığının Kalkınmanın Finansmanı Üzerindeki Etkisi:   

Vergi, devletin kamu harcamalarının karşılanmasına yardımcı olan en önemli araçlardan biri ve ekonomik kalkınma sürecine katkıda bulunan bir finansman aracıdır. Ancak vergi kaçakçılığı oranının yüksekliği Suriye'de ekonomik kalkınmayı olumsuz etkilemiş; hükümetin bankalardaki nakit rezervlerini artırma kapasitesinin düşmesi neticesinde temel kamu yatırımlarını ve özel sektör yatırımlarını finanse etme gücünü zayıflatmıştır.   

2.  Vergi Kaçakçılığının Ulusal Üretim Üzerindeki Etkisi:   

Vergi kaçakçılığı kaynaklı kamu gelirlerindeki düşüş, hükümeti gelir düzeyini korumak için yeni yollar aramaya sevk etmektedir. Bu yollar arasında vergi oranlarının artırılması veya vergi matrahının genişletilmesi yer alır. Getirilen bu yeni vergiler, üreticilerin üretimi artırma motivasyonunu zayıflatarak ulusal üretimi olumsuz etkilemektedir. Dolayısıyla vergi tahsilatındaki gerileme, yatırım harcamalarının büyümesini veya sürdürülebilirliğini tehdit etmekte; devletin sağlık ve eğitim alanlarında beklenen sosyal işlevlerini yerine getirme kapasitesini zayıflatmaktadır[12].   

3.  Vergi Kaçakçılığının Fiyatlar Üzerindeki Etkisi:   

Hükümet, vergi kaçakçılığından doğan gelir açığını telafi etmek amacıyla sunduğu mal ve hizmetlerin fiyatlarına yönelik sübvansiyonları azaltma yoluna gitmektedir. Bu durum, özellikle dar gelirliler başta olmak üzere vatandaşlar açısından bu malların fiyatlarının artmasına yol açmakta; yaşam standartlarını, tasarruf oranını ve nihayetinde ulusal yatırımları olumsuz etkilemekte, üstelik bu politika ekonomik durgunluk belirtilerinin ortaya çıkmasına zemin hazırlamaktadır.   

4. Vergi Kaçakçılığının Ekonomik Planlama ve Rekabet Üzerindeki Etkisi:   

Vergi kaçakçılığı olgusu temel olarak ulusal ekonomideki ekonomik dengeyi etkilemektedir. Zira belirli ekonomik faaliyetlerde vergi kaçırma fırsatlarının bulunması, yatırımcıları bu alanlara çekerek söz konusu faaliyetin genişlemesine yol açar. Bu genişleme ulusal ekonomi için yararlı olmayabilir; ekonominin çarpılmasına, bir sektörün diğer sektörlerin önüne geçmesine ve ekonominin dengesizleşerek krizlere açık hale gelmesine neden olabilir. Bu durum, verginin ekonomi politikalarını yönlendirici bir araç olma niteliğini kaybettirir[13].   

5. Vergi Kaçakçılığının Enflasyon Üzerindeki Etkisi:   

Vergi politikaları, fiyat artışlarına neden olan tüketicilerin aşırı satın alma gücünü piyasadan çekerek hükümetin enflasyon sorununu çözmek için kullandığı başlıca araçlardan biridir. Ancak vergi kaçakçılığının varlığı, bu aracın hedeflere ulaşmadaki etkinliğini işlevsiz kılmaktadır.   

6. Adalet ve Eşitlik İlkesinin Zedelenmesi:   

Vergisini düzenli ödeyen mükellefler, kaçakçılara kıyasla daha büyük mali yüklere katlandıkları için adaletsizliğe uğradıklarını hissetmektedir. Ayrıca sosyal etkilerden biri de sınıflar arasındaki uçurumun derinleşmesidir; zira bu durum, dar gelirlilere hizmet eden kamu hizmetleri aleyhine vergi kaçıranların daha da zenginleşmesine yol açmaktadır.   

7.  Toplumsal Bilincin ve Güvenin Zayıflaması:   

Vergi kaçakçılığı, başkalarını da bu davranışı taklit etmeye teşvik ederek olguyu sosyal bir bulaşıcılığa dönüştürmekte; mali ve vatandaşlık bilincine dayalı bağlılığı zayıflatmakta ve ticari muamelelerde dürüstlüğü azaltmaktadır [14] .   

Beşincisi: Özgürleşme Sonrası Vergi Politikaları   

Suriye hükümeti özgürleşmenin ardından; yeni bir Gelir Vergisi Kanunu tasarısı hazırlayarak ve üretici sektörler üzerindeki yükü hafifletmekle eş zamanlı olarak tahsilatı iyileştirmeyi, vergiye uyum alanını genişletmeyi ve vergi kaçakçılığını sınırlandırmayı hedefleyen bir dizi icrai tedbir alarak vergi sistemini yeniden yapılandırma yoluna gitmiştir.   

Bu bağlamda Maliye Bakanı, ithalatta vergi avansı tahsil edilmesine ilişkin aynı yılın 29 Nisan tarihli ve 637 sayılı Kararını tadil eden 31 Mayıs 2026 tarihli ve 810 sayılı Kararı yayımlamıştır. Karar; sınai üretim girdileri ve temel gıda maddeleri ithalatçılarından alınan avansın %2'den %1'e düşürülmesini ve temel tarımsal girdi ithalatından ise tamamen kaldırılmasını içermektedir.   

Karar ayrıca, gerçek ithalatçının kimliğini gizlemek ve vergi yükümlülüklerinden kaçınmak amacıyla paravan işletmelerin veya ithalatçıların kullanılmasını engellemek hedefiyle, avans oranının belirlenmesinde ve tahsilinde ithalatçının sıfatı yerine gümrük tarife pozisyonunu esas almıştır. Sınır Kapıları ve Gümrükler Genel İdaresi, ithalat anında gelir vergisi avansını yerel tüketime sunulan gümrük beyannamelerine göre kesmekle yetkilendirilmiş olup, kesilen tutar daha sonra mükellefe tahakkuk eden nihai vergiden mahsup edilecektir.   

Suriye'deki vergi reformu; kamu harcamalarının rasyonelleştirilmesi, vergi gelirlerinin artırılması, ihracatın canlandırılması, yatırım ve tasarrufların artırılması, kalkınma sürecine katkıda bulunması ve kamu sektörünün ıslahı için özel sektöre hayati ve önemli bir rol verilmesi yoluyla ekonomik büyüme oranlarını yükseltmeyi, devletin genel bütçesinde ve ödemeler dengesinde denge sağlamayı amaçlamaktadır. Aynı zamanda sübvansiyonların kaldırılması ve tüketime vergi konulması yoluyla tüketim çılgınlığını dizginlemeyi, yoksulluk, işsizlik, düşük gelir seviyeleri ve gelir dağılımı adaletsizliği gibi sosyal sorunları çözmeyi hedeflemektedir[15].   

Özgürleşme sonrasında Suriye'deki vergi sisteminde yapılan yeni düzenleme; dar gelirli kesimlerin üzerindeki yükü hafifleterek, tahsilatta daha yüksek bir etkinlik ve adalet sağlayarak vatandaş ile devlet arasındaki ilişkiyi yeniden şekillendirme girişimi olarak ortaya çıkmıştır. Özgürleşme sonrası vergi politikasının değerlendirilmesindeki temel dayanaklar şunlardır:   

1. Vergi Tahsilatı:   

Maliye Bakanlığı 2025 yılı bütçesinde fiili bir mali fazla elde etmiştir; nitekim kamu gelirleri 3,493 milyar dolar, harcamalar ise 3,447 milyar dolar olarak gerçekleşmiş ve bunun sonucunda GSYİH'nin %0,15'ine tekabül eden 46 milyon dolarlık bir fazla ortaya çıkmıştır. Gelirlerdeki büyüme; ekonomik aktivitedeki toparlanma, vergiye uyum düzeylerindeki artış, gümrük gelirlerindeki yükseliş ve kamu varlıklarının değerlendirilmesinin güçlendirilmesi ile desteklenmiştir. Bu iyileşme, vergi sistemine yönelik kapsamlı yasal reform tamamlanmadan önce gerçekleşmiştir; zira geçiş dönemi tedbirleri ve yeni bir vergi sistemi hazırlandığına dair hükümet duyurularıyla eş zamanlı olarak, 2025 yılı boyunca gelir vergilerinde temel referans kaynağı 2003 tarihli ve 24 sayılı Gelir Vergisi Kanunu ve değişiklikleri olmaya devam etmiştir [16] .   

2. Vergi Adaleti:   

Yeni vergi kanunu tasarısı, vergi muafiyeti tavanının yükseltilmesini içermektedir. Düzenleme, hayat pahalılığından en çok etkilenen kesimlerin satın alma gücünü korumayı amaçlayan bir adım olarak, yıllık geliri 50 milyon eski Suriye lirasının altında kalan her türlü gelirin vergiden tamamen muaf tutulmasını öngörmektedir.   

Vergi reformu sürecinde Maliye Bakanlığı, iş dünyasının büyümesine hizmet eden şeffaf ve adil bir vergi sistemine geçiş adımı olarak, vergi reformunun en kritik aşamalarından biri sayılan Gelir Vergisi Kanunu taslağının tamamlandığını duyurmuştur [17] . Bu taslak; istisna tutarı düşüldükten sonra ücretten elde edilen gelire iki dilim üzerinden düşük oranlı vergi uygulanmasını esas almakta, istisna tutarı düşüldükten sonra ticari kazançlara da yine iki dilim üzerinden rekabetçi bir vergi getirmektedir. Kanun ayrıca şirket hisselerinin devrine, duran varlıkların yeniden değerlenmesinden doğan farklara veya banka mevduat gelir ve faizlerine vergi uygulamamaktadır. Bunun yanı sıra taslak; iş dünyasının sosyal sorumluluk kapsamındaki bağışları için özel bir vergi indirimi öngörmekte, şeffaflığı güvence altına alarak ve e-fatura uygulamasını yerleştirerek mükellef bildirimlerinin denetim süreçlerini sadeleştirmekte olup, mükellefe özel bir vergi mahkemesi nezdinde itiraz ve dava hakkı tanımaktadır.   

3.  Kanunların Sadeliği:   

Yeni vergi sisteminde yapılan düzenlemeler süreçleri basitleştirmeyi amaçlamaktadır. Bu kapsamda harçların tek bir harç altında birleştirilerek sadeleştirilmesi, aynı matrah üzerindeki mükerrer harçların kaldırılması, vergi muhasebesi alanında mükellef ve vergi idaresi açısından kuralların şeffaf ve anlaşılır olması, bildirim usul ve biçimlerinin mükellefiyet düzeyine göre basitleştirilmesi ve alış-satış faturalarında elektronik entegrasyon sürecinin etkinleştirilmesi öngörülmektedir. Yeni vergi sistemi ayrıca; vergilendirme uyuşmazlığı süreçlerini sadeleştirmeyi, gelir kaynağını ispat yükünü idareye yükleme ilkesini benimsemeyi, nihai aşamadaki uyuşmazlıkları vergi mahkemesine sevk etmeyi, basitleştirilmiş itiraz ve yargı süreçleri getirmeyi, vergiye uyumlu mükellefler için bir teşvik ve avantajlar sistemi kurmayı ve birikmiş eski tarhiyatlara çözümler üretmeyi hedeflemektedir.   

4. Ekonomik Büyümeye Katkı:     

Yeni kanun, tahakkuk eden vergilerin %25'inin toplumsal ve kalkınma projelerine tahsis edilmesini içermektedir. Bu madde, kurumların vergiye uyumu ile sürdürülebilir kalkınmanın güçlendirilmesine fiili katkı düzeylerinin artırılması arasında bir köprü vazifesi görmekte, ayrıca sosyal sorumluluk programları kapsamındaki bağışlara vergi indirimi tahsis edilmesini sağlamaktadır.   

Sosyal projelerin desteklenmesinin önemine rağmen, şirketlerin bağış kisvesi altında bu marjı vergi kaçırmak için istismar etmelerinden endişe edilmektedir; nitekim dini, hayri, insani veya bilimsel amaçlarla bağışlamaları halinde vergiye tabi gelirlerinin %25'ine kadar olan kısmını matrah dışı bırakabilmektedirler. Bununla birlikte vergi reformu, kurumlar vergisi oranlarının düşürülmesi yoluyla sermaye çekmek üzere tasarlanmıştır. Dağıtılan kâr paylarına ve yabancı yatırımcıların belirli gelir kalemlerine tanınan muafiyetlerin de gurbetçilerin fonlarını çekmeyi ve bunların kayıtlı ekonomiye yeniden yatırılmasını teşvik etmeyi amaçladığı değerlendirilmektedir.   

Küçük ve orta ölçekli işletmelerin (KOBİ) desteklenmesi bağlamında yeni kanun, yıllık net geliri 60 milyon Suriye lirasını (yaklaşık 4.500 dolar) aşmayan işletmelere muafiyet getirmiştir. Buna karşılık 2003 tarihli Gelir Vergisi Kanunu, yayımlandığı tarihteki döviz kuruna göre yaklaşık 6.000 dolara tekabül eden üç milyon liralık net gelire muafiyet tanıyordu. Bu durum, yeni kanunun istihdam yaratmada önemli bir rol oynayan küçük işletmelere sağlanan destek seviyesinde reel değer bazında bir gerilemeye gittiğini göstermekte olup; bu durumun gelecekte bu işletmelerin büyümesine ve dolayısıyla uzun vadeli vergi gelirlerine yansıması olasıdır.   

Sonuç   

Vergi sisteminin yeniden yapılandırılması; özgürleşme öncesi yılların ve beraberindeki tahsilat ile vergi adaleti aksaklıklarının dayattığı köklü ekonomik dönüşümlere bir yanıt teşkil etmektedir. Kamu gelirlerindeki gerileme, kayıt dışı ekonominin genişlemesi ve vergiye uyumun zayıflaması; kaynakların düzenlenmesine ve tahsilat etkinliğinin artırılmasına katkı sağlayacak bir reform sürecinin başlatılması yönünde acil bir ihtiyaç doğurmuştur. Ayrıca herhangi bir ekonomik toparlanma, açık ve istikrarlı bir vergi sistemi gerektirir; zira belirlilikten yoksunluk, bireylerin ve şirketlerin kararlarına doğrudan yansımakta, sermaye ve yatırım hareketlerini etkilemektedir.   

Özgürleşme sonrasında hazırlanan yeni vergi sistemi tasarısının ana hatları; önceki sistemin çarpıklıklarını gidermeye ve önümüzdeki dönemin gereksinimleriyle uyumlu, daha adil ve esnek bir çerçeve inşa etmeye yönelik bir eğilimi yansıtmaktadır. Bu yönelim, Suriye ekonomisinin doğrudan yabancı yatırımlara açılmayı güçlendirme, yatırımı teşvik edici ortamı iyileştirme ve fiyat politikasını serbestleştirme adımları attığı bir dönemde özel bir önem kazanmaktadır. Bu dışa açılma politikasının karşısında, vergi sisteminin Suriye'deki güncel gelişmeler ve sosyoekonomik kalkınma gereksinimleriyle uyumlu biçimde geliştirilmesinin önemi ön plana çıkmaktadır.   

Önerilen vergi sistemi; geniş bir bordrolu çalışan kesimini gelir vergisinden muaf tutarak ailelere doğrudan bir rahatlama sağlamaktadır ki bu durum, Suriyelilerin çoğunun yaşadığı zorlu ekonomik koşullar altında geçim baskılarını hafifletmek adına önemli bir adımdır. Benzer şekilde, kurumlar vergisinin %10 ila %15 gibi Lübnan, Ürdün ve Türkiye'ye kıyasla düşük oranlara indirilmesi, yatırım çekmeye yönelik net bir yönelimi yansıtmaktadır. Başta yatırımcı ve gurbetçi gelirleri olmak üzere belirli gelir türlerine tanınan muafiyetler de fonların ülke içine yönlendirilmesine ve kayıtlı ekonomik faaliyetin teşvik edilmesine yardımcı olabilir.   

Yeni vergi sisteminin sunumuna eşlik eden olumlu tabloya rağmen sistem, sürdürülebilirliği ve devlet için yeterli gelir sağlama kapasitesi konusunda soru işaretleri barındırmaya devam etmektedir. Zira muafiyet sınırlarının yükseltilmesi, vergi oranlarının düşürülmesiyle eş zamanlı olarak kişisel gelir vergisi gelirlerinin azalmasına yol açabilir. 2024 yılında Suriye'de vergi gelirlerinin GSYİH'ye oranının %5'in altına düştüğü göz önüne alındığında, yaşanacak ilave herhangi bir gerileme kamu harcamalarının finansmanını daha da zorlaştırabilir; devleti kurumlar vergilerine ve yabancı yatırım çekme bahsinin başarısına daha bağımlı hale getirebilir.   

Vergi reformunun uygulanması; özellikle önceki rejimden devralınan idari kadronun bir kısmının mevcudiyeti, yerleşik çıkar ve ilişki ağları ile yaygın yolsuzluk nedeniyle idari ve kurumsal engellerle de karşı karşıyadır. Kayıt dışı ekonominin genişliği, kısa vadede kayıt dışı faaliyetlerin tespit edilip etkin bir denetime tabi tutulmasındaki zorluk nedeniyle vergi adaletinin sağlanması önünde ilave bir engel oluşturmaktadır. Dolayısıyla vergi reformunun başarısı; devletin bir yandan yatırımları teşvik edip yükleri hafifletirken, diğer yandan vergi tabanını genişletme ve kamu gelirlerinin sürdürülebilirliğini sağlama arasındaki dengeyi kurabilme kapasitesine bağlı olacaktır.   


[1] Süleyman ed-Dali, Ruad Davud, Vergi Kaçakçılığının Ortaya Çıkarılmasında Vergi İncelemesinin Rolü: Lazkiye İli Maliye Müdürlüklerinde Alan Çalışması, Teşrin Üniversitesi Bilimsel Araştırmalar ve İncelemeler Dergisi, Cilt 37, Sayı 1, 19/01/2015.   

[2] Menaf Kuman, Suriye'de Vergi İdaresi Politikaları: Mevcut Durum ve Karşılaşılan Zorluklar, Arap Araştırma ve Politika Çalışmaları Merkezi (ACRPS), 01/07/2018,     Bağlantı .   

[3] Rıfat Amir ve Ala Alemüddin, Devlet Genel Bütçe Performansının İncelenmesi Yoluyla 1990-2024 Yılları Arasında Suriye'de Maliye Politikasının Değerlendirilmesi, Kalamoon Dergisi, Sayı 31, Cilt 8, 01/04/2025,     Bağlantı .   

[4] a.g.e., Devlet Genel Bütçe Performansının İncelenmesi Yoluyla 1990-2024 Yılları Arasında Suriye'de Maliye Politikasının Değerlendirilmesi.   

[5] a.g.e., Vergi Kaçakçılığının Ortaya Çıkarılmasında Vergi İncelemesinin Rolü: Lazkiye İli Maliye Müdürlüklerinde Alan Çalışması.   

[6] a.g.e., Devlet Genel Bütçe Performansının İncelenmesi Yoluyla 1990-2024 Yılları Arasında Suriye'de Maliye Politikasının Değerlendirilmesi.   

[7] a.g.e., Suriye'de Vergi İdaresi Politikaları: Mevcut Durum ve Karşılaşılan Zorluklar.   

[8] Gassan Gandur, Suriye Vergi Sistemi ve (2001–2010) Dönemindeki Ekonomik Etkileri, Kerkük Üniversitesi İdari ve İktisadi Bilimler Dergisi, Cilt 7, Sayı 2, 2017,     Bağlantı .   

[9] Analiz: Suriye'de Gizli Ekonomi.. Kavramı, Nedenleri ve Olumsuzlukları, Business 2 Business web sitesi, 10/09/2014,     Bağlantı .   

[10] Âye Velid el-Eyyûbî, Vergi Kaçakçılığının Ekonomik Kalkınma Üzerindeki Etkisi, Suriye Özel Üniversitesi İdari Bilimler Fakültesi, 2023–2024 Akademik Yılı,     Bağlantı .   

[11] İyad Salih Hmeyyil, Suriye'de Vergi Kaçakçılığı: Vergi Kaçakçılığını Azaltmada Diğer Ülkelerin Deneyimlerinin İncelenmesi, Yüksek İşletme İdaresi Enstitüsü (HIBA), 2022–2023 Akademik Yılı,     Bağlantı .   

[12] a.g.e., Suriye'de Vergi İdaresi Politikaları: Mevcut Durum ve Karşılaşılan Zorluklar.   

[13] a.g.e., Vergi Kaçakçılığının Ekonomik Kalkınma Üzerindeki Etkisi.   

[14] Hile ve Vergi Kaçakçılığı.. Zararı Bireyden Başlayıp Bütün Topluma Yayılan Bir Suç, es-Sevra Gazetesi, 11/05/2026,     Bağlantı .   

[15] Vergi: Devletin belirlenmiş yasal kurallar uyarınca zorunlu ve nihai olarak tahsil ettiği; mükelleflerin ödeme güçlerine göre, devlet harcamalarını karşılamak ve mali, ekonomik ve sosyal hedeflere ulaşmak amacıyla gerekli fonları sağlamak üzere tarh edilen mali bir yükümlülüktür.   

[16] 2026'ya Kadar Suriye Vergi Sürecinde Neler Değişti?, Suriye İş Portalı (Syrian Business Gateway), 21/03/2026,     Bağlantı .   

[17] Maliye Bakanı: Adalet ve Kalkınmayı Güçlendirmek İçin Suriye'de Yeni Gelir Vergisi Kanunu Tasarısı, SANA, 06/09/2026,     Bağlantı .