Mercek Altında

PKK'nın Tasfiyesi Suriye'ye Nasıl Yansır?

Paylaş
okunma
PKK'nın Tasfiyesi Suriye'ye Nasıl Yansır?
Yazı boyutu

Kürdistan İşçi Partisi'nin (PKK) tasfiye süreci, örgütün Mayıs 2025'te kendini feshettiğini ve silahlı mücadeleye son verdiğini duyurmasının ardından geçen döneme kıyasla Suriye üzerinde daha etkili olacağı anlaşılan bir aşamaya girdi. Nitekim Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Irak Başbakanı, 23 Eylül 2026'da Sincar'da Irak devletinin egemenliğinin tam olarak tesis edilmesi ve buradaki yasa dışı yabancı silahlı unsurların varlığına son verilmesi yönünde çalışma konusunda mutabakata vardı. Bu adım, örgütün silahsızlandırılmasını takip etmek amacıyla Ankara, Bağdat, Erbil ve Süleymaniye arasında bir koordinasyon mekanizmasının kurulmasının ardından geldi.

Bu gelişme, Ağustos ayı sonunda Suriye Demokratik Güçleri'nin (SDG) Suriye devlet kurumlarına entegrasyonunun tamamlandığının duyurulmasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Anlaşma esasen PKK ile bağlantılı Suriyeli olmayan lider ve unsurların Suriye topraklarından çıkarılmasını içeriyordu. Ancak bu unsurların akıbeti belirsizliğini korumakta olup en karmaşık meselelerden biridir. Türkiye Milli Savunma Bakanlığı ise 3 Eylül'de, SDG ile bağlantılı yabancı unsurların Suriye'den Türkiye'ye geçtiğine dair haberleri yalanladı.

Türkiye, Irak ve Kürdistan Bölgesi arasında PKK konusunda koordinasyonun güçlendirilmesi, örgüt ağlarının geçmiş yıllarda istifade ettiği bölgesel alanı, özellikle de kadrolarının Kuzey Irak ile Kuzeydoğu Suriye arasında hareket etme kabiliyetini daraltacaktır.

Bu durum, SDG'nin feshedilmesinin ardından Şam açısından daha da önem kazanmaktadır; zira "Devrimci Gençlik" yapılanması gibi PKK ile örgütsel veya ideolojik bağı bulunan grup ya da kadroların entegrasyon sürecinin dışında kalması, bunları yeni düzenlemeleri sekteye uğratabilecek veya faaliyetlerini farklı biçimlerde yeniden üretebilecek ayrık ağlara dönüştürebilir. Bu bağlamda, "Terörsüz Türkiye" süreciyle bağlantılı hukuki düzenlemelerden yararlanılarak, şartları taşıyan Suriye'deki Türkiyeli unsurların ülkeden ayrılması sağlanabilir; nitekim Şam ile SDG arasındaki önceki anlaşmalar da Suriyeli olmayan unsurların ve PKK ile bağlantılı yapıların varlığına son verilmesini kapsıyordu.

Türkiye-Irak koordinasyonu aynı zamanda Şam'a, bu dosyanın müstakil bir Suriye sorununa dönüşmesi yerine bölgesel bir çerçevede ele alınması fırsatını sunmaktadır; özellikle de geri dönüş veya uzlaşı düzenlemelerine dahil edilmeyecek ve Suriye'de kalmaya ya da buradaki ağlarını yeniden yapılandırmaya çalışabilecek Suriyeli olmayan unsurlar bakımından. Dolayısıyla, bu koordinasyonun Şam açısından hedeflerinden biri de Suriye topraklarının Irak'ta kalamayan veya Türkiye'ye dönemeyen unsurlar için bir sığınağa dönüşmesini engellemektir. Bu da söz konusu unsurların akıbetinin ele alınmasını, örgütün bölgesel yapısının tasfiyesinin tamamlanmasının temel bir parçası haline getirmektedir.

Türkiye sürecinin başarıya ulaşması ise PKK'nın bölgedeki Kürt toplumlarında (Suriye dahil) on yıllar boyunca inşa ettiği siyasi ve örgütsel nüfuz ağını zayıflatacaktır. Bu da başta Suriye'dekiler olmak üzere diğer Kürt partileri ve güçlerine, PKK ile bağlantılı güçlerin sahip olduğu örgütsel ve askeri üstünlükten uzak bir şekilde varlıklarını yeniden inşa etmeleri için daha geniş bir alan açacaktır. Ancak bu durum, son zamanlarda siyasi ve medya faaliyetlerini artırmış olsalar da Suriye Kürt toplumu içindeki varlıkları halen sınırlı kalan geleneksel Kürt partilerine etkinin kendiliğinden geçeceği anlamına gelmemektedir.

Asıl meydan okuma ise PKK'nın Suriye ve bölgedeki nüfuzunun yalnızca silaha dayanarak inşa edilmemiş olmasıdır; zira bu nüfuz, örgütün on yıllar boyunca biriktirdiği ideolojiye, sosyal, siyasi ve örgütsel ağlara da dayanmaktadır. Bu nedenle askeri yapının sona erdirilmesi hareket kabiliyetini ve etkisini daraltabilir, ancak başta Suriye olmak üzere faaliyet gösterdiği çevrelerdeki varlığının mutlak surette sona erdiği anlamına gelmez; nitekim diğer Kürt güçleri yerel talepleri temsil etmede daha yetkin siyasi çerçeveler sunamazsa, bu varlığın bazı biçimleri doğrudan askeri ve örgütsel faaliyetlerden sivil, siyasi ve kültürel alanlara kayabilir.

Suriye şu anda PKK'nın tasfiyesi sürecinin bir sonraki bölgesel aşamasının bir parçası olarak görünmektedir. Operasyonun Türkiye ve Irak'ta yoğunlaşmasının ardından, SDG'nin bağımsız bir askeri güç olarak feshedilmesi ve devlet kurumlarına entegrasyonunun tamamlanması, Ankara'nın tarihsel olarak Suriye içinde örgütle ilişkilendirdiği en önemli askeri yapıyı ortadan kaldırmıştır. Ancak bu sürecin Suriye açısından başarısı, yabancı unsurların çıkışına veya askeri yapıların sonlandırılmasına bağlı olduğu kadar, devletin ve Kürt siyasi güçlerinin önceki örgütsel yapının gerilemesinin bırakacağı boşluğu doldurma kabiliyetine de bağlı olacaktır. Bu nedenle, sürecin orta vadede en önemli etkisi Suriye'deki Kürt siyasi alanının yeniden şekillenmesi olabilir.

Araştırmacılar